Homepage / Genel / Üslup Nedir?
Ses ve Harf Nedir? İsim Nedir? Cümlenin Ögeleri Anlatım Bozukluğu Nedir? Türkçe’de Paragraf Çeşitleri Nelerdir? Cümlede Anlam Yapılarına Göre Cümleler Nelerdir? Anlamına Göre Cümleler İmla Kuralları Nedir? Üslup Nedir? Dilbilgisi Nedir? Vindergood Alfabesi Urartu Alfabesi Ülkemizde Kullandığımız Alfabe Hangi Uygarlık Tarafından Bulunmuştur Zambiya Alfabesi Ukrayna Alfabesi Ukraynaca Alfabe Okunuşu Zebur Alfabesi Zibu Alfabesi Vefk Alfabesi Ütopya Alfabesi Yunanca Alfabe Okunuşu Zodyak Alfabesi Wakanda Alfabesi Vietnam Alfabesi Latin Alfabesine Son Şeklini Veren Uygarlık Şifreli Alfabe Yapma Pomakça Alfabesi Latin Alfabesi Olmasaydı Ne Olurdu? Pilot Alfabesi Melek Alfabesi Latin Alfabesine Geçişin Faydaları Şu An Kullandığımız Alfabe Sanskritçe Alfabe Pakistan Alfabesi Lehçe Alfabe Latin Alfabesi Olmayan Harfler Laz Alfabesi Sırp Alfabesi Selçuklu Alfabesi Norveç Alfabesi Nogay Alfabesi Latin Alfabesi Kaç Harftir? Latin Alfabesinin Özellikleri Maddeler Halinde Şaman Alfabesi Polonya Alfabesi Orhun Yazıtları Latin Alfabesi Lehçe Alfabesi Latin Alfabesi Ve Türk Alfabesi Arasındaki Fark Latin Alfabesini Kullanmayan Ülkeler Tayland Alfabesi Pinyin Alfabesi Pers Alfabesi Nato Alfabesi Latin Alfabesi Kullanan Ülkeler İçinde Latin Alfabesini Kaç Kişi Biliyor Latin Alfabesine Eklenen Harfler Şimti Alfabesi Romen Alfabesi Oğuz Alfabesi Nors Alfabesi Latin Alfabesi Kullanan Ülkeler Kiril Alfabesi Kullanan Türk Devletleri Japoncada Kaç Alfabe Var İtalyanca Alfabe İbrani Alfabesi Kullanan Ülkeler İbrani Alfabesi Kullanan Türk Boyu Göktürk Alfabesinde Kaç Harf Vardı? Latin Alfabesi Hangi Uygarlık Tarafından Bulunmuştur? Japonca Katakana Alfabe           İsrail Alfabesi Irk Bitig Alfabesi İbrani Alfabesi Kaç Harflidir? Göktürk Alfabesi Ne Zamana Kadar Kullanıldı? Latin Alfabesi Hangi Ülkelerde Kullanılır? Japonca Alfabe Öğren İşaret Dili Alfabesi İspanyol Alfabesi Hiragana Alfabesi Grek Alfabesi Kiril Alfabesi Hangi Ülkelerde Kullanılır? Japonca Hiragana Alfabe İspanyolca Alfabe Hint Alfabesi Göktürk Alfabesi Rakamlar Latin Alfabesi İle Yazılan Eserler Japon Alfabesi Işık Dili Alfabesi İbrani Büyü Alfabesi Hiyeroglif Alfabesi Günümüzdeki Latin Alfabesi Nasıl Oluşmuştur? Kör Alfabesi Japonca Çince Alfabe İtalyan Alfabesi Irak Alfabesi Hangi Padişah Latin Alfabesi İstedi? Görme Engelliler Alfabesi İsveç Alfabesi Göktürk Alfabesi Ne Zaman Kullanıldı? Fonetik Alfabe Tablosu Eski Latin Alfabesi

Genel

Üslup Nedir?

Üslup, “yol, tarz, usul” demektir. Edebiyat terimi olarak üslup, duyguların, düşüncelerin, olayların özgün, kişisel bir yaklaşım tarzıyla anlatılmasıdır. Stil, biçem, deyiş, öz anlatı, eda, tarz sözcükleri de üslup ile aynı anlamda kullanılır.

Üslubun en temel özelliği kişiye özgü olmasıdır. Yazardan yazara değişir ve her yazarın farklı bir üslubu vardır. Aristoteles bu yüzden yazar satısı kadar üslup çeşidinin olduğunu söyler. Buffon’a göre de üslup aslında yazarın ta kendisidir.

Üslup Çeşitleri

Geçmişten günümüze üç çeşit üslubu vardır. Bunlar sade üslup, süslü üslup ve yüksek üsluptur. Sade üslup, yapmacıksız, süssüz, günlük konuşma diline uygun üslup çeşididir. Öğretici metinlerde daha çok sade üslup tercih edilir.

Süslü üslup aynı zamanda müzeyyen üslup olarak da adlandırılır. Söz sanatlarına ve mecazlara, anlam oyunlarına er verilen üslup çeşididir.

Yüksek üslup ise, âli üslup olarak adlandırılır ve duyguların, düşüncelerin yüceliğine yoğunlaşılır. Anlamın sağlamlığı ve doğruluğu esas alınır. Sözcüklerin seçiminde büyük bir hassasiyet gösterilir.

Üslup çeşitleri farklı sanat dallarında ya da aynı sanat dalında işlenen aynı konuların farklı bakış açılarından görülmesini sağlayabilir.

Geçmişteki belagat kitaplarında üslup yukarıdaki başlıklarda adlandırılmış, hatta yazarlar üsluplarına göre kategorilere ayrılmışlardır. Fakat günümüzde artık böyle bir anlayış, ayrım yoktur. Günümüz modern eleştirisinde üsluba dair sınıflandırmalar, yazarın adıyla anılan üslup (Homer üslubu gibi), çağa bağlı üslup (Ortaçağ üslubu gibi), okuyucu – alıcı topluluğuna göre üslup (popüler üslup, sosyetik üslup.), dile bağlı üslup (Germen üslubu gibi), konuya bağlı üslup, ülkeye bağlı üslup (Provens üslubu gibi), eserin amacına bağlı üslup (alaylı üslup gibi) şeklinde yapılabilmektedir.

Yerli ve yabancı kaynakları incelediğimizde bugüne kadar sayılan üslup çeşitleri arasında akıcı, belgin, bayağı, canlı, yalın, estetik, çocuksu, yüce, hoyrat, özentili, özensiz, parçalı, renkli, pitoresk (resmimsi), süslü, samimi, sürükleyici, yapma, zarif, zengin üslup yer alıyor.

Türk Edebiyatında Üslup ve Üslubun Şekillenmesi

Türk edebiyatında üslup özellikle Tanzimat edebiyatından sonra gündeme gelmiş, bu konuda ilk yazıları Recaizade Mahmut Ekrem kaleme almıştır. Türk edebiyatında sağlam bir üslubun oluşmasını hedefleyen Ekrem, çok geniş bir yabancı kaynak taraması yapmış, tercümelerle üslubun yazarın başarısında nasıl etkili olduğunu ortaya koymaya çalışmıştır. Fransız edebiyat eleştirmeni Buffon’un “üslub-ı beyan aynıyla insandır (üslup insanın ta kendisidir.)” sözünü çok doğru bir hakikat olarak kabul eden Ekrem, dikkat edilirse her şahsın üslubunun onun mizacını, ahlakını, tavırlarını, marifetlerini yansıttığını belirtir. Fakat fikrin saçma olması dahilinde üslubun hiçbir ehemmiyetinin olmayacağını da ekler.

Recaizade Mahmut Ekrem, Türk edebiyatında üslup üzerine geniş çalışmalar yapan ve bu konudaki fikirlerini yayınlayan ilk yazar olarak gösterilebilir.

Üslubun oluşumunda pek çok etken vardır. Yazarın edebiyat ve sanat geleneği, siyasi (politik) görüşü, edebiyat ve sanat anlayışı, yazarın yaşı, kişisel psikolojik yapısı, erkek ya da kadım oluşu, mizacı, eğitim ve öğretimi, karakteri, dilinin bağlı olduğu dil grubunun lengüistik (dilsel) özelliği, okuyucuya davranışı, dış kültür ve yabancı dillerle ilgisi, cümle kuruşu ve daha fazlası yazarın üslubunu şekillendirir.

Üslup, bir yazarın anlatımlarında kendisini yansıtan, onu başkalarından farklı kılan özellikler bütünü olup okuyucular aslında onun yazdıklarında yazarın ta kendisini bulur. Çünkü üslup, kendiliğinde gelişmez. Yaradılışından bir miktar etki alsa da yaşadığı devrin, sosyal şartların, devlet yönetiminin, okuduklarının kişinin üslubunun şekillenmesinde payı vardır.

Üslup, yazın türlerinin her birinde vardır. Fakat yazarlar, şairler doğrudan “benin üslubun şu” demezler. Onu biz okuyucular anlarız. Kimi yazarların, şairlerin üslubu çok daha keskindir ve her şiirlerinde, yüzlerce sayfa romanlarının her satırında kendini gösterir. Bu tür yazarlar “üslup sahibi yazar” adı verilir ve eleştirmenler de bunun üzerinde ağırlıklı olarak durur.

Kimi yazarlar uzun cümleler kurar ve cümlelerin anlamını muhafaza edemez. Düşüncenin kavranması güçleşir. Kimi yazarlar ise benzer şekilde uzun cümleler kurar; fakat dilin bütün kurallarını kavradığı, kelimelerin bütün sırlarını keşfettiği için en uzun cümlelerinde dahi anlam hiç kaybolmaz. Kimi yazarlar ifadelerini kesin hükümlü cümlelerle anlatır ve fikirler arasında bağıntıyı sıklaştırarak metinlerinin kolay anlaşılmasını sağlar. Kimi yazarlar ise cümlelerinde bir sürü edebî sanata yer verir, cümlelerini süslemeye çalışır. Sanat yapma çabasıyla da anlam, çoğu zaman arada kaynar. Edebi sanatların yerinde kullanılmaması, metne değer yerine değersizlik katar. Bütün bunlar yazarların kimi zaman şahsi tercihleri kimi zaman yeteneklerinin yansımaları olsa da üsluplarını yansıtır. Üslubuyla daha geniş kitlelere hitap etmeyi başaran yazarlar kalıcı olur ve kimi zaman ulusal kimi zaman evrensel değer haline gelirler.

Tolstoy üsluba çok önem veren bir yazar olarak tanınır. Kitaplarını baştan sona birçok sefer yazdığı ve her seferinde çok sayıda düzeltme yaptığı belirtilir.

Rasim Özdenören kimsenin üslubunun başka hiç kimseye benzemediğini söylüyor ve üslubu, parmak izine benzetiyor. Tıpkı insanların hiç birisinin parmak izi bir diğeriyle aynı olmadığı gibi yazarların üslubu da farklıdır. Kimi yazarlar üsluba çok fazla önem verirken kimileri daha özensiz davranır. Bu sebeple bir yazıyı beş kere, on kere yazanlar vardır. Bir sefer yazıp ikinciye bakmadan baskıya verenler de vardır. Örneğin Tolstoy tam bir üslup meraklısıdır. Tolstoy’un yüzlerce sayfalık Savaş ve Barış kitabını baştan sona yedi kez yeniden yazdığı, her seferinde üzerinde sayısız da düzeltme yaptığı söylenir.

Üslubun bir de okuyucuya bakan yanı vardır. Çok okuyan ya da belli yazarlar üzerinde yoğunlaşan kişiler bir süre sonra yazarların üsluplarını çok rahat tanırlar. Bir yerde ilk defa duydukları bir mısra, bir paragraf olsa dahi onun hangi yazara ait olduğunu anında anlayabilirler. Bu, okuyucunun seçiciliği ve yeteneğiyle az çok alakalı olsa da daha çok yazarın bütün eserlerinde kendi üslubunu hâkim kılması sayesinde olmaktadır. Edebiyatımızda üslubu en belirgin şairlerimizden birisi Mehmet Akif Ersoy’dur ve Safahat’ı biraz dikkatli şekilde baştan sona okuyan kişi karşılaştığı bir şiirin Akif’e ait olup olmadığını anında anlayabilir. Kimi araştırmacılar bazen ilk defa ortaya çıkan bir şiiri üslubundan kime ait olduğunu keşfedebilir.

 

Facebook üzerinden bu sayfaya yorum yap!

YORUM GÖNDER

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*